03-28-2007, 11:30 PM
Eski bir commodore kullanıcısı olarak bu makeleyi okudum ve burada paylaşmak istedim...Amigada sx1 gibi özel ve farklı bir makineydi halada fun ları vardır..
BUYUK C'NIN DUSUSU
On yıl boyunca Amiga'nın şanlı hükümranlığını yapan rahmetli Commodore'un biz Amiga kullanıcıları üzerinde bıraktığı derin etkiyi silmek mümkün değil. Amiga ile Commodore sözcüklerini birbirleriyle o kadar özdeşleştirmişiz ki, üstünde "C=" logosu olmayan bir Amiga görünce bir an duraksıyor ve aletin özgünlüğüni yadırgıyoruz. Kimbilir kaçımız Commodore'un hayattayken piyasaya sürdüğü her yeni Amiga modelini gözlerimiz faltaşı gibi açılarak hayretle gözden geçirdik, bizlere zamanüstü bilgisayarlar sunduğu için şirkete tarif edilemez bir şükran duyduk, endüstrideki tekelleşmeye karşı fanatik derecelerde Commodore'un gönüllü savunuculuğunu yaptık, rüyalarımızda söz verilen AAA chipset'inin çıkmasının an meselesi olduğunu ve bu yeni Commodore Amigası'yla bütün bilgisayar sorunlarımızın kerametle çözüleceğini düşledik... Dimağımızda bilgisayar endüstrisindeki aykırılığın ve sıradışılığın simgesi haline getirdiğimiz Commodore ismi, önce Commodore64, sonra da Amiga 500 ve Amiga 1200 ile Türkiye'de öyle yaygın bir efsane oldu ki, eminim ülkemizde halen Commodore'un mahvolduğundan haberi olmayan ve bir gün Commodore'un yepyeni bir süper-Amiga çıkarıp bütün PC'cilere dersini vereceğini hayal eden bir yığın Amiga 500 kullanıcısı vardır. Bunların hepsi geçmişte kaldı, unutalım artık diyebiliriz, ama önümüzdeki dahiyane bilgisayarla bu kadar özdeşleşmiş olan Commodore'un, yıllarca pembe Amiga perdesi arkasında bizden sakladığı ikincil yüzünü yeteri kadar tanımadan bilinçli bir Amiga kullanıcısı olduğumuzu iddia edebilir miyiz?
Dev şirketin şatafatlı tarihi, mühendislik bölümünün ihtişamı, çıkardığı bilgisayar modellerinin mükemmelliği, gelecek için tasarladığı mucizevi bilgisayar çözümleri hakkında çok yazıldı, çizildi. Bunları tekrar etmeyeceğim. Bu yazıda, kişisel bilgisayar devriminin ilk yıllarının önde gelen oyuncularından olan, kullanması kolay ve (Macintosh'un aksine) ucuz makineler üreterek milyonlarca insanı bilgisayarlarla tanıştıran, rakiplerini teknik birikimde yaya bırakan ve satışlarda cüceleştiren, en güçlü günlerinde bir milyar dolarlık değere ulaşan, 1980'lerde dünya bilgisayar piyasasına egemen olacağına kesin gözüyle bakılan devasa organizasyon Commodore International'ın, yanlış yönetim ve silik pazarlama yüzünden on yıl boyunca nasıl erozyona uğradığını okuyacaksınız.
KIRLI CAMASIRLAR
Commodore'un çöküşü çoğu gözlemcinin sandığı gibi 1993'ten sonra, yani bahtsız CD32'nin piyasaya sürülmesinden sonra değil, taa 1984 yılında, Amiga 1000'in piyasaya çıkmasından kısa süre önce başlar.
1954 yılında başarılı ve hırslı vizyoner Jack Tramiel tarafından basit bir daktilo tamir şirketi olarak kurulan Commodore, yıllarca elektro-mekanik aletlerle uğraştıktan sonra, 1970'te Commodore Business Machines adıyla hesap makinesi ve dijital saat piyasasına girdi. Müthiş bir hızla gelişen şirket, 80'li yıllarda ev bilgisayarı piyasasını avucunun içine almış durumdaydı. Tramiel'ın hırsla sürdürdüğü hudutsuz üretim ve düşük satış fiyatı stratejileri 80'lerin ortalarına kadar semeresini vermişti. Fakat şirketin her yıl birikip katlanan borçları evdeki hesabın çarşıya uymamasına yol açtı. Tramiel bir çıkış yolu arıyordu.
Yeni arayışlara giren Jack Tramiel 1984 Ocak'ında Commodore International'ın başkanlığından istifa etti ve elindeki bütün hisseleri satarak Atari'ye geçti. Hem endüstri çözümleyicileri hem de bizzat şirketin çalışanları bu hareketi şaşkınlıkla karşıladılar. Tramiel'ın şirketten ayrılması üst yönetimin vizyonunda öyle bir eksiklik yarattı ki işletmedeki boşluk hiçbir zaman hakkıyla doldurulamadı.
Jay Miner ve arkadaşları tarafından Los Gatos'ta tasarlanan ve kısa zamanda Commodore tarafından emilen üstün bilgisayar Amiga 1000, ilk defa 1985'te kamuoyuna tanıtıldığı zaman kitleler tarafından geniş kabul görmedi. Teknik açıdan diğer bilgisayarları fersahlarca geride bırakıyor olmasına rağmen müşteri gözünde imajı silikti. İlk bakışta diyebiliriz ki bu ilgisizliğin sebebi, henüz multimedyanın öneminin tam olarak kavranmaması ve Amiga'nın bir oyun makinesi sayılarak hafife alınmasıydı. Fakat Commodore'un piyasaya sürdüğü bu kalitede bir ürünün, dönüp dolaşıp potansiyel satışlarının çok altında kalması; ta 80'li yıllardan beri Commodore'un reklamcılık ve tüketici eğitiminde ne kadar etkisiz ve isteksiz olduğunu gözler önünde seren bir göstergedir aslında. Öyle ki, şirket bir milyar dolar sınırına doğru yükselirken bile çöküşünün deseni hayal meyal görülebiliyordu.
Şirketin Tramiel'dan sonraki yeni başkanı Irving Gould, Amiga ile ilgili hiçbir kaygı duymamasının yanısıra, endüstrideki kaçınılmaz eğilimlerini göremeyecek kadar beceriksizdi de. Neticede Commodore gün geçtikçe piyasadan yalıtıldı. Öbür üreticiler birbirlerine uyumlu sistemler inşa etmek için son hız yarışırlarken Commodore tekil ve uçuk kaldı. PC uyumlu donanım ve yazılım sistemleri inşa etmeyi reddettiklerinden IBM gibi daha yapılı şirketler tarafından usturupluca kenara itildiler. Hisse sahipleri ve endüstri çözümleyicileri, Gould'u (ve ilerde daha detaylı bir şekilde beddua edeceğimiz başkan yardımcısı Mehdi R. Ali'yi), bilgisayar endüstrisinin evrimsel doğasını görememekle suçladılar. Yönetimde dönen büyük miktardaki para, pazarlama çabalarının acınacak bir zayıflıkta organize edilmesine yol açtı. Commodore altın çağına girerken bile yönetimin aldığı yanlış kararlar şirkete geri dönülemez biçimde zarar veriyordu.
Commodore'un hamarat mühendisleri yeni ve muhteşem sistemler üretmeye devam ediyorlarsa da silik yönetim laf kalabalığından başka bir pazarlama tekniği kullanmamakta direniyordu. Doğal olarak tüketicilerin çoğu hiçbir zaman Commodore ürünlerinden haberdar olmadı. Öyle ki, samimi olarak Commodore Amiga'nın başarısını ve refahını dileyenler bile karamsarlığa kapılıp şirketin plansız pazarlama denemeleri üzerine fıkralar türettiler:
- Commodore Peary ile Commodore Business Machines arasındaki benzerlik nedir?
- Birisi Kuzey Kutbu'nu keşfetti öbürü ise pazarlama stratejilerini orda yürüttü...
Kaderin ne garip bir cilvesidir ki, Commodore'un pazardaki değişmelere adapte olamaması, onun en büyük başarılarından biriyle, Commodore 64'le ilişkilendirilebilir. Çok düşük miktarda reklamla inanılmaz satış rakamlarına ulaşan C64, şirketin gelecekteki pazarlama stratejilerini de etkileyip kendinden sonra gelen bilgisayarların kısmetini bağlamış olabilir. Ne acıdır ki Commodore, Amiga'nın, C64'ten çok daha farklı bir pazar ortamında dünyaya geldiğini ve yaygınlaşmak için acımasız bir reklam kampanyasına ihtiyaç duyduğunu anlayamadı.
KOMSUNUN TAVUGU KOMSUYA KAZ GORUNUR
1985'in sonuna geldiğimizde görürüz ki artık IBM, kişisel bilgisayar piyasasının mutlak egemenliğini eline almak için can alıcı manevralarına başlamıştır. Bill Gates'in gün geçtikçe yaygınlaşan Windows ortamı sadece PC uyumlulara adanmıştır ve gelişmektedir. Apple ise, o yıllarda devrim niteliği taşıyan Macintosh'uyla kararlı adımlarla yol katetmekte, yazılım üreticileri ile sağlam kar ilişkileri kurarak program desteğini artırmaktadır. Başka bir dünyada yaşayan Commodore, tutuşturduğu ateşli Amiga pazarına yazılımcıların nasıl olsa ilgi gösterip piyasayı besleyeceklerini varsaymakta; üreticilerin çabalarını kolaylaştırmaktan uzak durmaktadır. Bu basiretsiz politikalarına getirilen her eleştiriye "Biz bir donanım şirketiyiz, yazılım şirketi değil," diye yanıt veren Commodore, ne kadar yanıldığını kısa zamanda anladı. Bir zamanlar Commodore ürünleri için yazılım üreten firmalar, dikkatlerini durmadan genişleyen IBM ve Apple pazarlarına çevirmek ve Amiga sahnesini boyunları bükük bir şekilde terketmek zorunda kaldılar.
1986 yılında, planlanan yeni Amiga modelinin iki prototipi geliştirildi. Bunlardan biri Amerika'da (ilk Amiga'nın tasarlandığı Los Gatos'ta), diğeri de Commodore'un Almanya bürosu Braunschweig'da ortaya çıktı. Braunschweig, düşük maliyetle üretim yapabileceği ve yeni bilgisayarı Los Gatos'takilerden daha çabuk piyasaya sürebileceği için Commodore yönetimi tarafından tercih edildi. Amiga 2000 adı verilen bu tasarımının kabul edilmesindeki diğer önemli etken ise Braunschweig'dakilerin Sidecar adlı ucuz bir IBM XT emülatör kartı geliştirmiş olmalarıydı. Commodore'un yeniden PC uyumlu pazara girmek için çabalaması olumlu bir gelişmeydi tabi, ama bazı çözümleyicilere göre, şirket o zaman bile aşırı çıkışlar gerçekleştiremeyecek ve rakipleriyle arasını kapatamayacak kadar marjinal hale gelmişti. PC uyumluluğuna rağmen A2000 çoğunlukla grafikerler tarafından satın alındı ve hedef aldığı kutsanmış iş dünyası üzerinde bir darbe yapmayı beceremedi.
Diğer yandan Los Gatos, yetenekleri her yönde inanılmaz ölçüde genişletilmiş rakipsiz bir rüya makinesi (Ranger) üzerinde çalışıyordu. Her zaman olduğu gibi Commodore, mali sıkışıklık içinde olduğunu öne sürerek bu tasarımı veto etti. Bundan dolayı Los Gatos'taki özgün iş alanında çalışanların yarısından fazlası teker teker işten atıldı. Kısa süre sonra geride kalanların da kontratlarının dolmasıyla orijinal Amiga gurubu tükenmiş oldu.
Artık Amiga'nın kaderi sadece Westchester ve Braunschweig'ın elindeydi ve Commodore egemenliğinde Amiga'yı nasıl bir geleceğin beklediğini kimse tahmin edemiyordu.
Aynı yıl(1986) Irving Gould, Mehdi Ali'yi danışman olarak işe aldı.
80'ler ve 90'lar boyunca Commodore Amiga serisini geliştirmeye ve ilerletmeye devam etti. Gerçekten de her yeni model hakikatlı müşteriler tarafından büyük heyecanla karşılandıysa da şirket pazar payını artırmayı beceremedi. İnşa edilmiş en ideal Amiga sayılan hızlı ve kaliteli Amiga 3000'in de fiyat avantajını kaybetmesiyle IBM ve Apple, daha seviyesiz teknolojiler kullandıkları halde bilgisayar dünyasına açıkça hükmetmeyi sürdürdüler.
80'LERIN SALDIRGAN ISLETME YONTEMLERI
1991 Commodore'un baştan aşağı zırvalamaya başladığı yıl olarak görülür. Bunun ana nedeni yeni bir yönetimin başa geçip yürürlükteki bütün tasarımları lağvetmesidir.
1991'in ortasına kadar eski yönetimin gözettiği A3000+ ve A1000+ projeleri tıkır tıkır ilerliyordu. A3000+, A3000 ve A4000'in en iyi yönlerini biraraya getirmiş, 68040, DSP3210 (müthiş bir ses işleme sistemi) ve AGA ile birleştirmişti. Mühendislerin söylediklerine bakılırsa A3000+ öyle gösterişli ve yetenekli olacaktı ki, örneğin, 14400 bps bir modemi sadece yazılımla emüle edebilecekti. A1000+ ise dış görünüşte A1000'e benzeyen 2 slotlu bir AGA makinesiydi ve çok ucuza satılacaktı.
İşte trajedi bundan sonra oynanmaya başladı. Commodore International'ın başkan yardımcısı Mehdi Ali, birçok başarıya imza atmış ve mükemmel Amigalar'ı piyasaya çıkarmış olan üst düzey yönetimi topyekün değiştirdi. Yeni idare ise hiç vakit kaybetmeden üzerinde çalışılan bütün projeleri kılıçtan geçirdi.
Evet, Radikal gastesinde yayınlanan Dilbert'ı takip eden bütün okuyucuların da tahmin edebileceği gibi, bir şirkette yönetim değiştiğinde, yeni yönetimin ilk görevlerinden biri eski idarenin bütün izlerini silmektir. Bu sayede eski yönetimin işleri karman çorman ettiği izlenimi verilmiş olur.
Bu geleneğe uyan mühendisliğin yeni başkan yardımcısı (eski IBM çalışanlarından) Bill Sydnes kendinden önceki yönetimin başlattığı bütün projelere olduğu gibi AGA'ya ve A3000+'a da karşıydı. AGA iptal edildi (ya da en azından Mehdi Ali eski yönetim beceriksiz davrandı sansın diye bile bile geciktirildi) ve herkes işi gücü bırakıp Sydnes'ın oyuncak Amigaları'nı inşa etmeye başladı.
ELE AVUCA SIGMAYAN AMIGALAR
Gevşettiği ev bilgisayarları piyasasından bir süre ayrılan şirket 1991 yılında Commodore Dynamic Television'ı piyasaya sürdü. Ender de olsa Türkiye'de de rastlanan CDTV, bilgisayarlardan ödü patlayan tüketicilere yönelik olduğundan, basit bir uzaktan kumanda aletiyle CD çalıştırıp oyun oynatabiliyordu. Dış görünüşü videodan farksız olan ve hiçbir yerinde Amiga logosuna rastlanmayan CDTV'nin içinde gelişmiş bir A500 vardı. Bu kurnazca tasarlanmış sistem yine basiretsiz pazarlama yüzünden halkın ilgisini çekemedi ve ses getiremedi. Toplumun böyle bir multimedya devrimine henüz hazır olmamasının yanında, CDTV için ilk çıkan yazılımların hayal kırıklığı yaratması potansiyel satışları köstekledi.
A600 de denen ucube (Commodore 64'e benzeyen ve 7 MHz hızında olduğu halde $700'a, yani A500'den $100 daha pahalıya satılan ECS bir oyuncak) ise örs yüklü bir balon gibi gümbürdeyerek çakıldı. Commodore'un, insanları A600 almaya özendirmek için milyonlarca satan A500'ün üretimini durdurması ise tamamen ters tepki verdi. Sonunda bu oyuncak Amiga, Commodore tarihindeki en zavallı başarısızlığa imza attı. A600'den sonra ise ECS bir A1000+ tasarımı denendi, fakat bu eğreti, ilk AGA A1000+ tasarımından çok daha pahalıya malolduğundan prototip bittiği gün çöpe atıldı. Commodore'un dahi ve tecrübeli mühendisleri, şirketten temelli ayrılmamak için bir yıl boyunca havadan sudan projeler üzerinde çalışmak ve hatta bazı tasarımlarını Sydnes'dan saklamak zorunda kaldılar.
En sonunda Sydnes'ın aptal fikirleri tükendi ve omuzlarını silkerek mühendislerine "Tamam, siz daha iyisini yapabiliyorsanız görelim." demek zorunda kaldı.
Ne yazık ki mühendisliğin zamanı kısıtlı olduğundan A3000+ artık "fizıbıl" değildi. Bu mükemmel proje AGA için bir yap-boz tahtası haline indirildi. Piyasanın bir an önce yeni bir Amiga'ya ihtiyacı vardı.
ADVANCED GRAPHICS ARCHITECTURE
Sonunda 1992 yılı içinde mükemmel AGA chipseti duyuruldu ve Amiga 4000 üretilmeye başlandı. A4000'in ortaya çıkışı ile ilgili bir öykü şöyledir: Önce ECS A1000+ tasarımını ele alıp AGA temelli hack edilmiş bir A3000 ile birleştirdiler. Bu birleşimi çok kötü bir kasanın içime koydular ve elde edilen bilgisayara A3200 dediler. Kasa o kadar kötüydü ki içine sığdırmak için CPU'yu ayrı bir kartın üzerine yerleştirmek gerekti. Fakat CPU kartı bu tasarım için doğru düzgün işlenmemişti ve sadece 68030 ile adam gibi çalışıyordu. Maliyet o kadar yüksekti ki Commodore karta doğru düzgün çalışmayan bir 68040 taktı, Flicker Fixer'ı çıkarttı, SCSI'yi kaldırıp daha yavaş olan IDE arabirimini ekledi ve makineye Amiga 4000 dedi.
A4000'in bellek erişiminin neden bu kadar yavaş olduğunu ve neden hala düşük çözünürlüklü 15 kHz TV monitörleri ile double-density sürücüler kullanıyor olduğumuzu anlıyoruz şimdi. Bu eksiklikler yıllar boyunca Amiga ismine çok zarar verdi. Suç tabi ki mühendislik bölümünde değildi. Onlar da yönetim tarafından zorlanarak alelacele çıkarttıkları bu ürün için acı duyuyorlardı, ama en azından yapabileceklerinin en iyisini yapmışlar, chipset'i fazla değiştirmeden (ve laf aramızda, AmigaOS 3'ü bütünüyle tamamlamadan) '92 standartlarına uyan bir Amiga çıkartmışlardı. Böylece piyasaya istediğini vermiş, çok daha gelişkin özelliklere sahip AAA chipsetini ortaya çıkarmak için vakit kazanmış oldular. A4000, Amiga sevenler tarafından inanılmaz bir heyecanla karşılandı ve Amiga teknolojisinin en ileri noktası addedildi.
Amiga 4000'in ucuz sürümü olarak tanıtılan Amiga 1200 ise can alıcı Noel sezonunu hemen hemen kaçırdı. Üretimine Noel'den kısa süre önce başlanmasına rağmen yeterli parça ısmarlanmamıştı ve dişe dokunur sayıda Amiga 1200 üretilemedi. 1992'nin Noel tüketim çılgınlığı sırasında hiç kimse o modası geçen ECS makinelerden almak istemiyordu ve çok az insan yeni AGA sistemlerden birini bulabiliyordu. Sonuç Commodore'un satış rakamları açısından felaket oldu.
Badirelerine ve basiretsizliğine rağmen Commodore halen Avrupa'da çok kar eden bir şirketti. Dahiyane projelerinin herbiri yönetim tarafından çelmelenen Commodore mühendisleri, yeni donanım üretmedikleri takdirde eninde sonunda devrileceklerini görüyor ve zamanları varken chipset araştırmalarına devam etmek istiyorlardı. A4000 iyiydi, ama çok daha iyi olabilirdi; bunun bilincindeki mühendisler, bu sefer başladıkları işi kesinlikle bitirmek amacıyla ve mükemmel Amiga'yı ne pahasına olursa olsun inşa etmek azmi ile AAA chipseti üzerinde çalışmaya başladılar.
Ne var ki Commodore, safra keseleri beyinlerinden çok daha büyük şaşkınlar tarafından yönetiliyordu ve Amiga'yı diriltmek için harcanan bütün çabalar Mehdi Ali ve Irving Gould'un açgözlülüklerine yenik düşecekti.
Aslında 1992 yazında Acutiator adında yeni bir mimari kağıt üzerinde hazırdı. A3000 mimarisinin yerini almak için geliştirilmiş olan bu yeni nesil mimari, 68040, 68060, ve hatta RISC çiplerini destekleyebilecek kadar modüler bir yapıya sahipti. Yani AGA'nın aksine, aynı çipleri kullanarak birden fazla dizaynda anakart inşa etmek mümkündü. Bununla kalmayıp birkaç mühendis kendi başlarına Acutiator'ın asıl tasarımına başlamışlardı. Kısa süre sonra hepsi de umutsuz CD32 projesine aktarılınca Acutiator tasarımı ilerleyemedi.
CDTV'nin gelişmiş veliahtı CD32, 1993'te çıktığında piyasadaki ilk 32-bit oyun makinesiydi ve üstün grafikli CD oyunlarını çalıştırabiliyordu.(İçindeki dahiyane Amiga 1200, HAM8 modu ve 3D hızlandırıcı Akiko çipi sayesinde) Hatta ek bir modülle MPEG-1 formatındaki CD filmlerini bile gösterebiliyordu. Rakipleri SegaCD (Avrupa'da MegaCD) ve 3DO ile karşılaştırılınca üstünlüğü tescil edilmesine rağmen CD32'nin kısmeti bağlıydı. Makineye çıkan oyunların çoğu Amiga 1200 oyunlarının direk CD'ye atılmasından ibaretti. CD32 üzerinde müthiş bir oyun eksikliği sıkıntısı çekilirken Commodore hala "Biz bir donanım şirketiyiz, yazılım şirketi değil," lafını tekrarlayıp duruyordu. Grafik yönünden en etkileyici CD32 oyunu olan Lost Eden bile bitirilmesine rağmen satamamasından korkulduğu için piyasaya çıkarılamadı. Neticede bahtsız CD32 belli bir satış rakamına ulaştı, ama bu Commodore'un mali sorunlarını çözmek için kesinlikle yeterli olmadı. PC ve Macintosh piyasaları üzerinde yoğunlaşması gerektiği apaçık ortada olan şirket, ciddi bilgisayar pazarından çekindiğinden midir nedir, oyun piyasasının hap-yap-para-kap büyüsüne kapılmış ve sonuçsuz bir maceraya sürüklenmişti. Eğer şansları varken A1200'e standart olarak CD-ROM sürücü ekleselerdi çok daha büyük bir başarı elde ederlerdi. Ne var ki artık Commodore'un mali dengeleri çökme sinyalleri veriyordu. CD32 için kurnaz bir pazarlama stratejisi geliştirselerdi bile kısıtlı kaynakları ile planlarını gerçekleştiremezlerdi.
TOST MAKINESI AMIGALAR
Batışın ortasındaki parlayan nokta Amiga'ydı. Avrupa'da A1200'ün hala çok popüler olmasının yanında, Amerika'da, gelişmiş video olanakları sayesinde NewTek'in multimedya paketi Video Toaster için en ideal bilgisayar olan A4000, Toaster'la birleşince film ve televizyon stüdyolarının en çok aranan aletlerinden biri oluveriyordu. Fakat bu özel tutunma noktası bile hastalıktan boğulma noktasına gelen şirket için yeterli değildi. Amiga'ya karşı sistematik bir biçimde biriken önyargı öyle faşist noktalara gelmişti ki, NewTek, Toaster sistemlerini satabilmek için Amiga etiketlerini kapatıyor, müşterilerine "Hayır, nerden çıkarıyorsunuz, bu bir Amiga değil, bu bir Toaster," diye yalan söylemek zorunda kalıyordu. Kurtulma umudu yok denecek kadar azdı.
Commodore'un piyasaya sürdüğü son makine olan A4000T ise, A4000'de eksik olan çoğu özelliği tamamlamış gibiydi. Tower'da SCSI ile tonlarca genişleme yuvası bulunmasına rağmen Flicker Fixer'ın yokluğu yine hissedildi.
KACINILMAZ COKUS
1993 yılı sonunda Commodore 357 milyon dolar zarara uğramış ve pazar payı %1.7'ye gerilemişti. Amiga halen çok popüler bir aletti ama doların düşüsü, Amiga monitör, printer, vs.'lerinin fazla satmaması ve en nihayet Mehdi Ali'nin akıl almaz hataları şirkete dehşet verici mali hasarlara patlamıştı. 1994 Mart ayında Commodore, iflasla sonuçlanabilecek kadar kötü bir mali çıkmaz içinde olduğunu resmen ilan etti. Hisseleri 0.75 dolara kadar gerileyince New York borsası Commodore hisselerini işlemeyi durdurdu. Nisan'ın ortasına kadar kapılarını açık tutmaya çabalayan Commodore, A1200, A4000 ve CD32 üretmeye devam ediyor, mühendisleri ise canhıraş AAA chipsetini geliştirmeye devam ediyorlardı. İki tane AAA anakartı ortaya çıkmıştı; bunlar %94 işlevsel oldukları halde hataları düzeltmek için daha birkaç ay gerekliydi.
Sonunda Mehdi Ali'nin ağırlığı altında çöken şirkette üretim durdu, Filipinler'deki ve iskoçya'daki fabrikalar kapandı, toplu işten çıkarmalar oldu.
Eski Commodore International'ın gösterişli görkeminden artık eser yoktu. Pennsylvania eyaletinin Westchester bölgesindeki 54300 metrekarelik facility'si içinde sadece 22 çalışan kalmıştı. Daha 1992'de bu merkez tam 1500 görevliye ev sahipliği yapmıştı. Artık Westchester'da kalanların da herhangi bir alet inşa etmeleri için gerekli olan para kaynağını bulmaları olanaksızdı. AAA nerdeyse transistör transistör ilerliyordu.
Ve en nihayet 26 Nisan'da mühendislik kapandı. Vadesi dolan borçlarını ödeyemeyen Commodore International 29 Nisan 1994 Cuma günü saat 16:10'da iflas için başvurdu.
Westchester'daki elemanların çoğu iflası sonraki gün işe geldiklerinde öğrendiler.
Mühendislerinin yarıdan fazlasını işten çıkartmış olan kıstırılmış şirket Mayıs ayında kapılarını sonsuza dek kapadı.
Dedikoduların ayyuka çıktığı Haziran ayı boyunca eski Commodore elemanlarının çoğu başka bilgisayar şirketlerine geçtiler.
Aynı ayın 20'sinde Amiga'nın yaratıcısı Jay Miner kalp yetmezliğinden yaşama veda etti.
Mehdi Ali hala yaşıyor ve çok zengin.
Kapanışından sonraki aylarda Commodore'un satılması için görüşmelere başlandı. Mehdi Ali ile Irving Gould'un başkanlığında kayıt tutma ve muhasebe o kadar savsaklanmıştı ki, Commodore'un el değiştirme işlemleri rezalet denebilecek kadar ağır bir hızda ilerliyordu. Bu yüzden Amiga'nın en kritik ayları boşa heba edildi ve binlerce insan umutlarını kaybedip başka platformlara geçti. Satışın en son anında politik bir karar yüzünden dünya devi Dell yerine Escom üzerinde karar kılınması da o zamanki üst düzey görevlilerin ne kadar öngörüşşüz ve beceriksiz olduğunu gözler önüne sermektedir aslında.
Uğraş dolu on yıla yayılan bütün bu badirelerin en acı yanı, Amiga'nın, dünya bilgisayar piyasasının büyük bir çoğunluğuna egemen olma şansını göz göre göre elinden kaçırmış olmasıdır. Commodore'un Amiga'yı bile bile ezmesi sonucunda tarih, Amiga'nın tamamen aleyhine gelişti ve dünyanın en ilham veren bilgisayarı bir günden öbür güne yaşam savaşı verir duruma geldi. Kısacası, Commodore battı, güzel yönleriyle çirkin yönleriyle bir dönem kapandı, ama olan Amiga'ya oldu. İnsan düşünüyor, acaba eski günlere geri dönülüp Commodore'un aptalca hataları düzeltilebilseydi, tarih tamamen değişik bir şekilde gelişebilir miydi diye... Acaba Amiga, bilinçli bir şekilde körüklenen erozyona karşı koyabilir, dünya bilgisayar piyasasında hakettiği yere ulaşabilir miydi? Yüreğimiz yanarak görüyoruz ki, şu anda piyasa liderliğini saygımızı kesinlikle haketmeyen devasa şirketler ile ürettikleri yüzmilyonlarca zevksiz bilgisayar işgal ediyorsa, bu tamamen Commodore yönetiminin isteksizliği, boşvermişliği ve basiretsizliği sonucudur. Kaçırılan altın fırsatların örnekleri ise saymakla bitmez.
AMA MARTY, BEN SENI GELECEGE GONDERMISTIM..!
1993 yılında bir Amiga fuarında John Dilulu adında abuk subuk laflar eden bir adam çevredeki Amigacılar'ın dikkatini çekmişti. Fuarda iki tane Amiga yetkili satıcısıyla konuşuyor ve onlara Amiga'dan nefret ettiğini, Amiga'nın fuzuli bir alet olduğunu düşündüğünü söylüyordu. "Diyemez mi yani, tamam Amiga fuarında Amiga'yı aşağılaması garip ama, herkesin düşündüğünü söylemeye hakkı var," diyebilirsiniz. E söyleyebilir tabi; yalnız küçük bir sorun var.
John Dilulu Commodore'un pazarlama kolunun başıydı. Orda dikilmiş, beklenmedik derecede popüler olan A1200'leri Commodore'un artık üretmeyeceğini, çünkü zaten Amiga'nın dandik bir alet olduğunu söylüyordu.
Bu lafı hangi cebinize koyabilirsiniz?
Şimdi, satmak için maaş aldığı ürünü yerden yere vuran böyle yüksek kıdemli bir görevlinin özür dileyip istifasını sunmasını beklersiniz değil mi? Öyle olmadı.
Dilulu, Geoff Stilley'nin istifasından sonra Commodore USA'nın başkanlığına terfi ettirildi.
Commodore'un iflasından sonra ise PC için video donanımları sattığı bir işe girdi. Tahmin ediyorum ki hayatından memnundur.
İşte Commodore'un perde arkasında sakladığı ikinci yüzü ve yönetimin Amiga'ya bakışı budur. Alın istediğiniz yorumu yapın.
Star Trek IV'ü izleyenleriniz hatırlar. Kaptan Kirk ve tayfası bir Klingon gemisine binip 1980'lerin Dünya'sına geliyorlar ve kılık değiştirerek halkın arasına karışıyorlardı. Amaçları bir balina bulup geleceğe götürmek ve Dünya'yı ne idüğü belirsiz bir uzay yaratığı tarafından mahvedilmekten kurtarmaktı. Filmin bir sahnesinde bir araştırma-geliştirme kompleksi içinde gezen müfettiş kılığındaki mühendis Scotty, kendini izleyen adama aklındaki formülü göstermek için bir Macintosh'un başına oturuyordu. 1980'lerin bilgisayarı tabi, ne anlasın bizim Scotty Macintosh'tan? "Computer," diyor, cevap gelmiyor, bir daha "Computer!" diyor, yine cevap yok... Yanındaki adam uyarıyor, "Bakın efendim, şu sağdaki mouse'u kullanacaksınız," diye. Scotty de gariban, mouse'u eline alıp ağzına tutuyor ve "Computer," diye seslenmeye devam ediyor. Hay Allah, Macintosh Nuh diyor peygamber demiyor. Sonunda adam mouse'u doğru düzgün hareket ettirmeyi gösteriyor da ondan sonra Scotty formülü anlatabiliyor. Her neyse, Apple Macintosh'un o film sayesinde Trekseverler arasında nasıl sükse yaptığını anlatmama gerek yok sanırım. İşin acı yanı şu: Star Trek IV'ü çevirenler, ilk önce Commodore'a başvurmuşlar ve yeni filmde kullanmak üzere bir bilgisayar ile iki programcı göndermelerini rica etmişler. Commodore bunun ne işe yarayacağını görememiş ve isteği topyekün reddetmiş. Filmin teknik elemanları sonra Apple'a başvurmuş ve tabi ki Apple, tarifedeki ilk uçağa bir Macintosh ile iki programcı yerleştirip göndermiş.Buyrun bakalım.
Digital, 1991'de ilk Alpha işlemcisinin prototipini hazırladıktan sonra bu yeni doğmuş CPU üzerinde çalışacak bir işletim sistemi aramaya koyuldu. İşlerine yarayabilecek yegane işletim sistemini sonunda buldular: 32-bit'te gerçek multi-tasking kotaran AmigaOS. Digital labaratuarlarında bazı testler yapıldı ve söylentilere göre AmigaOS'un bazı küçük parçaları taşındı. Sonra ne olduysa oldu, Commodore yönetimi lisans anlaşmasını feshetti. Çaresiz kalan Digital gidip eski mainframe OS'larından VMS'i Alpha'ya taşıdı. Sonraları da bilindiği gibi Alpha için Windoze NT ve Digital UNIX çıktı ve özellikle Windows NT, kullanıcı tabanını Alpha'lar sayesinde genişletti.
Sonraları, 1993'te Commodore mühendisleri 680x0 serisinin ötesinde yeni mimariler üzerinde fikir yürütmeye başladılar. Hewlett- Packard'ın PA-RISC ve Digital'ın Alpha çipleriyle ilgileniyorlardı. Özellikle PA-RISC, 680x0 uyumluluğu yeterli olduğu için daha fazla dikkatlerini çekmişti. Ama karar vermeden önce Commodore'un yazılım grubu (güvenilir söylentilere göre) AmigaOS'un deneme versiyonunu Alpha'ya taşıma çalışmalarında bayağı yol katetmişti.
Eğer Commodore, Alpha ile başlattığı bu ilişkilerinin herhangi birini ilerletseydi şu an dünyadaki ikinci büyük RISC bazlı masaüstü bilgisayar üreticisi olurdu - Apple'dan hemen sonra. Commodore ile Apple birlikte bilgisayar endüstrisinin % 15-20'sine hükmedebilirlerdi. Ve 29 Nisan 1994 çok daha farklı geçerdi.
Bu tür dedikodulara inanıyorsanız diyebilirsiniz ki şu anda dünyanın bir köşesinde Kickstart library'lerinin birkaçının Alpha versiyonlarını içeren bir kaynak kodu yığını bulunuyor. Efsanevi "Tamamlanmamış Commodore Sistemleri" lahitinde Alpha Kickstart(1993)'ın yanında AAA prototipleri (1994), Acutiator tasarımı (1992), A3000+ DSP programı (1991), AmigaOS'un tek bellek-korumalı sürümü (1983), hiç piyasaya çıkmayan 1024x768 monokrom Commodore UNIX makineleri (1984), Kickstart 1.4 (1990), Bill Sydnes "projeleri" (A1000+, A1000jr, CDTV varyasyonları - 1991), PA-RISC araştırmaları (1994), 1995'te çıkması planlanan CD64 için 3D çipset hazırlıkları (1994) ve bunun gibi birçok ölü Commodore atılımı raflarda tozlanıyor olabilir. Bu lahitin yerini kimse bilmiyor, ve işin garibi şimdiye kadar Amiga yetkililerinin hiçbirinden (Dave Haynie'nin Commodore'un kapanışı sırasında yürüttüğü DSP kartı dışında) yarım kalan projeler hakkında tek bir söz duymadık.
Escom'un batışıyla Commodore adı projeleriyle birlikte tarihten sonsuza dek silindi, ama yine de her zaman üzerimize bir Commodore gölgesi düştüğünü hissedeceğiz herhalde. Commodore'un iflasından hemen sonraki aylarda Amiga fiyatlarının %50 artması, dünyaya Amiga'nın bir ayrıcalığı olduğunu ve misyonunu tamamlamadan önce daha yıllarca yol alacağını göstermiştir sanırım. 1997 yazı itibariyle Gateway 2000'in hükümranlığı ile güvence altına giren Amiga, on iki yıldır süren destanı daha çok devam ettirecek gibi görünüyor. Fakat Amiga'nın geleceğinin nasıl olacağını anlamak istiyorsak, bizi buraya getiren tarihi de her yönüyle kavramamız ve işlenen hataları tekrardan uzak durmamız gerekiyor. Neyse ki Amiga Inc.'in Alman başkanı Petro Tyschtschenko, Commodore'un derin yönetim ve pazarlama hastalıklarını tanıdığını ve bunları kesinlikle tekrar etmeyeğini belirtti.
Evet, Amiga hala hastalıklı, ama doktorun iyileştirme sözü var. Bize kalan ise, makinelerimizi sistematik bir biçimde terfi ettirmek ve bekleyip ne olacağını görmek.
Son olarak; Commodore'un trajedik batışını anlatan duygusal film "The Deathbed Vigil" hakkında Amazing Computing dergisinden Merill Callaway'in söylediklerini (tercüme etmeden) aktarıyorum.
"...documents a sometimes humorous, sometimes malicious struggle for individual and collective sanity among extremely talented people whose every creative idea was somehow misdirected or squelched by a crew of clueless managers and corporate philistines. These are our heros, who created not just a computer, but a passion, a whole outlook on life."
BUYUK C'NIN DUSUSU
On yıl boyunca Amiga'nın şanlı hükümranlığını yapan rahmetli Commodore'un biz Amiga kullanıcıları üzerinde bıraktığı derin etkiyi silmek mümkün değil. Amiga ile Commodore sözcüklerini birbirleriyle o kadar özdeşleştirmişiz ki, üstünde "C=" logosu olmayan bir Amiga görünce bir an duraksıyor ve aletin özgünlüğüni yadırgıyoruz. Kimbilir kaçımız Commodore'un hayattayken piyasaya sürdüğü her yeni Amiga modelini gözlerimiz faltaşı gibi açılarak hayretle gözden geçirdik, bizlere zamanüstü bilgisayarlar sunduğu için şirkete tarif edilemez bir şükran duyduk, endüstrideki tekelleşmeye karşı fanatik derecelerde Commodore'un gönüllü savunuculuğunu yaptık, rüyalarımızda söz verilen AAA chipset'inin çıkmasının an meselesi olduğunu ve bu yeni Commodore Amigası'yla bütün bilgisayar sorunlarımızın kerametle çözüleceğini düşledik... Dimağımızda bilgisayar endüstrisindeki aykırılığın ve sıradışılığın simgesi haline getirdiğimiz Commodore ismi, önce Commodore64, sonra da Amiga 500 ve Amiga 1200 ile Türkiye'de öyle yaygın bir efsane oldu ki, eminim ülkemizde halen Commodore'un mahvolduğundan haberi olmayan ve bir gün Commodore'un yepyeni bir süper-Amiga çıkarıp bütün PC'cilere dersini vereceğini hayal eden bir yığın Amiga 500 kullanıcısı vardır. Bunların hepsi geçmişte kaldı, unutalım artık diyebiliriz, ama önümüzdeki dahiyane bilgisayarla bu kadar özdeşleşmiş olan Commodore'un, yıllarca pembe Amiga perdesi arkasında bizden sakladığı ikincil yüzünü yeteri kadar tanımadan bilinçli bir Amiga kullanıcısı olduğumuzu iddia edebilir miyiz?
Dev şirketin şatafatlı tarihi, mühendislik bölümünün ihtişamı, çıkardığı bilgisayar modellerinin mükemmelliği, gelecek için tasarladığı mucizevi bilgisayar çözümleri hakkında çok yazıldı, çizildi. Bunları tekrar etmeyeceğim. Bu yazıda, kişisel bilgisayar devriminin ilk yıllarının önde gelen oyuncularından olan, kullanması kolay ve (Macintosh'un aksine) ucuz makineler üreterek milyonlarca insanı bilgisayarlarla tanıştıran, rakiplerini teknik birikimde yaya bırakan ve satışlarda cüceleştiren, en güçlü günlerinde bir milyar dolarlık değere ulaşan, 1980'lerde dünya bilgisayar piyasasına egemen olacağına kesin gözüyle bakılan devasa organizasyon Commodore International'ın, yanlış yönetim ve silik pazarlama yüzünden on yıl boyunca nasıl erozyona uğradığını okuyacaksınız.
KIRLI CAMASIRLAR
Commodore'un çöküşü çoğu gözlemcinin sandığı gibi 1993'ten sonra, yani bahtsız CD32'nin piyasaya sürülmesinden sonra değil, taa 1984 yılında, Amiga 1000'in piyasaya çıkmasından kısa süre önce başlar.
1954 yılında başarılı ve hırslı vizyoner Jack Tramiel tarafından basit bir daktilo tamir şirketi olarak kurulan Commodore, yıllarca elektro-mekanik aletlerle uğraştıktan sonra, 1970'te Commodore Business Machines adıyla hesap makinesi ve dijital saat piyasasına girdi. Müthiş bir hızla gelişen şirket, 80'li yıllarda ev bilgisayarı piyasasını avucunun içine almış durumdaydı. Tramiel'ın hırsla sürdürdüğü hudutsuz üretim ve düşük satış fiyatı stratejileri 80'lerin ortalarına kadar semeresini vermişti. Fakat şirketin her yıl birikip katlanan borçları evdeki hesabın çarşıya uymamasına yol açtı. Tramiel bir çıkış yolu arıyordu.
Yeni arayışlara giren Jack Tramiel 1984 Ocak'ında Commodore International'ın başkanlığından istifa etti ve elindeki bütün hisseleri satarak Atari'ye geçti. Hem endüstri çözümleyicileri hem de bizzat şirketin çalışanları bu hareketi şaşkınlıkla karşıladılar. Tramiel'ın şirketten ayrılması üst yönetimin vizyonunda öyle bir eksiklik yarattı ki işletmedeki boşluk hiçbir zaman hakkıyla doldurulamadı.
Jay Miner ve arkadaşları tarafından Los Gatos'ta tasarlanan ve kısa zamanda Commodore tarafından emilen üstün bilgisayar Amiga 1000, ilk defa 1985'te kamuoyuna tanıtıldığı zaman kitleler tarafından geniş kabul görmedi. Teknik açıdan diğer bilgisayarları fersahlarca geride bırakıyor olmasına rağmen müşteri gözünde imajı silikti. İlk bakışta diyebiliriz ki bu ilgisizliğin sebebi, henüz multimedyanın öneminin tam olarak kavranmaması ve Amiga'nın bir oyun makinesi sayılarak hafife alınmasıydı. Fakat Commodore'un piyasaya sürdüğü bu kalitede bir ürünün, dönüp dolaşıp potansiyel satışlarının çok altında kalması; ta 80'li yıllardan beri Commodore'un reklamcılık ve tüketici eğitiminde ne kadar etkisiz ve isteksiz olduğunu gözler önünde seren bir göstergedir aslında. Öyle ki, şirket bir milyar dolar sınırına doğru yükselirken bile çöküşünün deseni hayal meyal görülebiliyordu.
Şirketin Tramiel'dan sonraki yeni başkanı Irving Gould, Amiga ile ilgili hiçbir kaygı duymamasının yanısıra, endüstrideki kaçınılmaz eğilimlerini göremeyecek kadar beceriksizdi de. Neticede Commodore gün geçtikçe piyasadan yalıtıldı. Öbür üreticiler birbirlerine uyumlu sistemler inşa etmek için son hız yarışırlarken Commodore tekil ve uçuk kaldı. PC uyumlu donanım ve yazılım sistemleri inşa etmeyi reddettiklerinden IBM gibi daha yapılı şirketler tarafından usturupluca kenara itildiler. Hisse sahipleri ve endüstri çözümleyicileri, Gould'u (ve ilerde daha detaylı bir şekilde beddua edeceğimiz başkan yardımcısı Mehdi R. Ali'yi), bilgisayar endüstrisinin evrimsel doğasını görememekle suçladılar. Yönetimde dönen büyük miktardaki para, pazarlama çabalarının acınacak bir zayıflıkta organize edilmesine yol açtı. Commodore altın çağına girerken bile yönetimin aldığı yanlış kararlar şirkete geri dönülemez biçimde zarar veriyordu.
Commodore'un hamarat mühendisleri yeni ve muhteşem sistemler üretmeye devam ediyorlarsa da silik yönetim laf kalabalığından başka bir pazarlama tekniği kullanmamakta direniyordu. Doğal olarak tüketicilerin çoğu hiçbir zaman Commodore ürünlerinden haberdar olmadı. Öyle ki, samimi olarak Commodore Amiga'nın başarısını ve refahını dileyenler bile karamsarlığa kapılıp şirketin plansız pazarlama denemeleri üzerine fıkralar türettiler:
- Commodore Peary ile Commodore Business Machines arasındaki benzerlik nedir?
- Birisi Kuzey Kutbu'nu keşfetti öbürü ise pazarlama stratejilerini orda yürüttü...
Kaderin ne garip bir cilvesidir ki, Commodore'un pazardaki değişmelere adapte olamaması, onun en büyük başarılarından biriyle, Commodore 64'le ilişkilendirilebilir. Çok düşük miktarda reklamla inanılmaz satış rakamlarına ulaşan C64, şirketin gelecekteki pazarlama stratejilerini de etkileyip kendinden sonra gelen bilgisayarların kısmetini bağlamış olabilir. Ne acıdır ki Commodore, Amiga'nın, C64'ten çok daha farklı bir pazar ortamında dünyaya geldiğini ve yaygınlaşmak için acımasız bir reklam kampanyasına ihtiyaç duyduğunu anlayamadı.
KOMSUNUN TAVUGU KOMSUYA KAZ GORUNUR
1985'in sonuna geldiğimizde görürüz ki artık IBM, kişisel bilgisayar piyasasının mutlak egemenliğini eline almak için can alıcı manevralarına başlamıştır. Bill Gates'in gün geçtikçe yaygınlaşan Windows ortamı sadece PC uyumlulara adanmıştır ve gelişmektedir. Apple ise, o yıllarda devrim niteliği taşıyan Macintosh'uyla kararlı adımlarla yol katetmekte, yazılım üreticileri ile sağlam kar ilişkileri kurarak program desteğini artırmaktadır. Başka bir dünyada yaşayan Commodore, tutuşturduğu ateşli Amiga pazarına yazılımcıların nasıl olsa ilgi gösterip piyasayı besleyeceklerini varsaymakta; üreticilerin çabalarını kolaylaştırmaktan uzak durmaktadır. Bu basiretsiz politikalarına getirilen her eleştiriye "Biz bir donanım şirketiyiz, yazılım şirketi değil," diye yanıt veren Commodore, ne kadar yanıldığını kısa zamanda anladı. Bir zamanlar Commodore ürünleri için yazılım üreten firmalar, dikkatlerini durmadan genişleyen IBM ve Apple pazarlarına çevirmek ve Amiga sahnesini boyunları bükük bir şekilde terketmek zorunda kaldılar.
1986 yılında, planlanan yeni Amiga modelinin iki prototipi geliştirildi. Bunlardan biri Amerika'da (ilk Amiga'nın tasarlandığı Los Gatos'ta), diğeri de Commodore'un Almanya bürosu Braunschweig'da ortaya çıktı. Braunschweig, düşük maliyetle üretim yapabileceği ve yeni bilgisayarı Los Gatos'takilerden daha çabuk piyasaya sürebileceği için Commodore yönetimi tarafından tercih edildi. Amiga 2000 adı verilen bu tasarımının kabul edilmesindeki diğer önemli etken ise Braunschweig'dakilerin Sidecar adlı ucuz bir IBM XT emülatör kartı geliştirmiş olmalarıydı. Commodore'un yeniden PC uyumlu pazara girmek için çabalaması olumlu bir gelişmeydi tabi, ama bazı çözümleyicilere göre, şirket o zaman bile aşırı çıkışlar gerçekleştiremeyecek ve rakipleriyle arasını kapatamayacak kadar marjinal hale gelmişti. PC uyumluluğuna rağmen A2000 çoğunlukla grafikerler tarafından satın alındı ve hedef aldığı kutsanmış iş dünyası üzerinde bir darbe yapmayı beceremedi.
Diğer yandan Los Gatos, yetenekleri her yönde inanılmaz ölçüde genişletilmiş rakipsiz bir rüya makinesi (Ranger) üzerinde çalışıyordu. Her zaman olduğu gibi Commodore, mali sıkışıklık içinde olduğunu öne sürerek bu tasarımı veto etti. Bundan dolayı Los Gatos'taki özgün iş alanında çalışanların yarısından fazlası teker teker işten atıldı. Kısa süre sonra geride kalanların da kontratlarının dolmasıyla orijinal Amiga gurubu tükenmiş oldu.
Artık Amiga'nın kaderi sadece Westchester ve Braunschweig'ın elindeydi ve Commodore egemenliğinde Amiga'yı nasıl bir geleceğin beklediğini kimse tahmin edemiyordu.
Aynı yıl(1986) Irving Gould, Mehdi Ali'yi danışman olarak işe aldı.
80'ler ve 90'lar boyunca Commodore Amiga serisini geliştirmeye ve ilerletmeye devam etti. Gerçekten de her yeni model hakikatlı müşteriler tarafından büyük heyecanla karşılandıysa da şirket pazar payını artırmayı beceremedi. İnşa edilmiş en ideal Amiga sayılan hızlı ve kaliteli Amiga 3000'in de fiyat avantajını kaybetmesiyle IBM ve Apple, daha seviyesiz teknolojiler kullandıkları halde bilgisayar dünyasına açıkça hükmetmeyi sürdürdüler.
80'LERIN SALDIRGAN ISLETME YONTEMLERI
1991 Commodore'un baştan aşağı zırvalamaya başladığı yıl olarak görülür. Bunun ana nedeni yeni bir yönetimin başa geçip yürürlükteki bütün tasarımları lağvetmesidir.
1991'in ortasına kadar eski yönetimin gözettiği A3000+ ve A1000+ projeleri tıkır tıkır ilerliyordu. A3000+, A3000 ve A4000'in en iyi yönlerini biraraya getirmiş, 68040, DSP3210 (müthiş bir ses işleme sistemi) ve AGA ile birleştirmişti. Mühendislerin söylediklerine bakılırsa A3000+ öyle gösterişli ve yetenekli olacaktı ki, örneğin, 14400 bps bir modemi sadece yazılımla emüle edebilecekti. A1000+ ise dış görünüşte A1000'e benzeyen 2 slotlu bir AGA makinesiydi ve çok ucuza satılacaktı.
İşte trajedi bundan sonra oynanmaya başladı. Commodore International'ın başkan yardımcısı Mehdi Ali, birçok başarıya imza atmış ve mükemmel Amigalar'ı piyasaya çıkarmış olan üst düzey yönetimi topyekün değiştirdi. Yeni idare ise hiç vakit kaybetmeden üzerinde çalışılan bütün projeleri kılıçtan geçirdi.
Evet, Radikal gastesinde yayınlanan Dilbert'ı takip eden bütün okuyucuların da tahmin edebileceği gibi, bir şirkette yönetim değiştiğinde, yeni yönetimin ilk görevlerinden biri eski idarenin bütün izlerini silmektir. Bu sayede eski yönetimin işleri karman çorman ettiği izlenimi verilmiş olur.
Bu geleneğe uyan mühendisliğin yeni başkan yardımcısı (eski IBM çalışanlarından) Bill Sydnes kendinden önceki yönetimin başlattığı bütün projelere olduğu gibi AGA'ya ve A3000+'a da karşıydı. AGA iptal edildi (ya da en azından Mehdi Ali eski yönetim beceriksiz davrandı sansın diye bile bile geciktirildi) ve herkes işi gücü bırakıp Sydnes'ın oyuncak Amigaları'nı inşa etmeye başladı.
ELE AVUCA SIGMAYAN AMIGALAR
Gevşettiği ev bilgisayarları piyasasından bir süre ayrılan şirket 1991 yılında Commodore Dynamic Television'ı piyasaya sürdü. Ender de olsa Türkiye'de de rastlanan CDTV, bilgisayarlardan ödü patlayan tüketicilere yönelik olduğundan, basit bir uzaktan kumanda aletiyle CD çalıştırıp oyun oynatabiliyordu. Dış görünüşü videodan farksız olan ve hiçbir yerinde Amiga logosuna rastlanmayan CDTV'nin içinde gelişmiş bir A500 vardı. Bu kurnazca tasarlanmış sistem yine basiretsiz pazarlama yüzünden halkın ilgisini çekemedi ve ses getiremedi. Toplumun böyle bir multimedya devrimine henüz hazır olmamasının yanında, CDTV için ilk çıkan yazılımların hayal kırıklığı yaratması potansiyel satışları köstekledi.
A600 de denen ucube (Commodore 64'e benzeyen ve 7 MHz hızında olduğu halde $700'a, yani A500'den $100 daha pahalıya satılan ECS bir oyuncak) ise örs yüklü bir balon gibi gümbürdeyerek çakıldı. Commodore'un, insanları A600 almaya özendirmek için milyonlarca satan A500'ün üretimini durdurması ise tamamen ters tepki verdi. Sonunda bu oyuncak Amiga, Commodore tarihindeki en zavallı başarısızlığa imza attı. A600'den sonra ise ECS bir A1000+ tasarımı denendi, fakat bu eğreti, ilk AGA A1000+ tasarımından çok daha pahalıya malolduğundan prototip bittiği gün çöpe atıldı. Commodore'un dahi ve tecrübeli mühendisleri, şirketten temelli ayrılmamak için bir yıl boyunca havadan sudan projeler üzerinde çalışmak ve hatta bazı tasarımlarını Sydnes'dan saklamak zorunda kaldılar.
En sonunda Sydnes'ın aptal fikirleri tükendi ve omuzlarını silkerek mühendislerine "Tamam, siz daha iyisini yapabiliyorsanız görelim." demek zorunda kaldı.
Ne yazık ki mühendisliğin zamanı kısıtlı olduğundan A3000+ artık "fizıbıl" değildi. Bu mükemmel proje AGA için bir yap-boz tahtası haline indirildi. Piyasanın bir an önce yeni bir Amiga'ya ihtiyacı vardı.
ADVANCED GRAPHICS ARCHITECTURE
Sonunda 1992 yılı içinde mükemmel AGA chipseti duyuruldu ve Amiga 4000 üretilmeye başlandı. A4000'in ortaya çıkışı ile ilgili bir öykü şöyledir: Önce ECS A1000+ tasarımını ele alıp AGA temelli hack edilmiş bir A3000 ile birleştirdiler. Bu birleşimi çok kötü bir kasanın içime koydular ve elde edilen bilgisayara A3200 dediler. Kasa o kadar kötüydü ki içine sığdırmak için CPU'yu ayrı bir kartın üzerine yerleştirmek gerekti. Fakat CPU kartı bu tasarım için doğru düzgün işlenmemişti ve sadece 68030 ile adam gibi çalışıyordu. Maliyet o kadar yüksekti ki Commodore karta doğru düzgün çalışmayan bir 68040 taktı, Flicker Fixer'ı çıkarttı, SCSI'yi kaldırıp daha yavaş olan IDE arabirimini ekledi ve makineye Amiga 4000 dedi.
A4000'in bellek erişiminin neden bu kadar yavaş olduğunu ve neden hala düşük çözünürlüklü 15 kHz TV monitörleri ile double-density sürücüler kullanıyor olduğumuzu anlıyoruz şimdi. Bu eksiklikler yıllar boyunca Amiga ismine çok zarar verdi. Suç tabi ki mühendislik bölümünde değildi. Onlar da yönetim tarafından zorlanarak alelacele çıkarttıkları bu ürün için acı duyuyorlardı, ama en azından yapabileceklerinin en iyisini yapmışlar, chipset'i fazla değiştirmeden (ve laf aramızda, AmigaOS 3'ü bütünüyle tamamlamadan) '92 standartlarına uyan bir Amiga çıkartmışlardı. Böylece piyasaya istediğini vermiş, çok daha gelişkin özelliklere sahip AAA chipsetini ortaya çıkarmak için vakit kazanmış oldular. A4000, Amiga sevenler tarafından inanılmaz bir heyecanla karşılandı ve Amiga teknolojisinin en ileri noktası addedildi.
Amiga 4000'in ucuz sürümü olarak tanıtılan Amiga 1200 ise can alıcı Noel sezonunu hemen hemen kaçırdı. Üretimine Noel'den kısa süre önce başlanmasına rağmen yeterli parça ısmarlanmamıştı ve dişe dokunur sayıda Amiga 1200 üretilemedi. 1992'nin Noel tüketim çılgınlığı sırasında hiç kimse o modası geçen ECS makinelerden almak istemiyordu ve çok az insan yeni AGA sistemlerden birini bulabiliyordu. Sonuç Commodore'un satış rakamları açısından felaket oldu.
Badirelerine ve basiretsizliğine rağmen Commodore halen Avrupa'da çok kar eden bir şirketti. Dahiyane projelerinin herbiri yönetim tarafından çelmelenen Commodore mühendisleri, yeni donanım üretmedikleri takdirde eninde sonunda devrileceklerini görüyor ve zamanları varken chipset araştırmalarına devam etmek istiyorlardı. A4000 iyiydi, ama çok daha iyi olabilirdi; bunun bilincindeki mühendisler, bu sefer başladıkları işi kesinlikle bitirmek amacıyla ve mükemmel Amiga'yı ne pahasına olursa olsun inşa etmek azmi ile AAA chipseti üzerinde çalışmaya başladılar.
Ne var ki Commodore, safra keseleri beyinlerinden çok daha büyük şaşkınlar tarafından yönetiliyordu ve Amiga'yı diriltmek için harcanan bütün çabalar Mehdi Ali ve Irving Gould'un açgözlülüklerine yenik düşecekti.
Aslında 1992 yazında Acutiator adında yeni bir mimari kağıt üzerinde hazırdı. A3000 mimarisinin yerini almak için geliştirilmiş olan bu yeni nesil mimari, 68040, 68060, ve hatta RISC çiplerini destekleyebilecek kadar modüler bir yapıya sahipti. Yani AGA'nın aksine, aynı çipleri kullanarak birden fazla dizaynda anakart inşa etmek mümkündü. Bununla kalmayıp birkaç mühendis kendi başlarına Acutiator'ın asıl tasarımına başlamışlardı. Kısa süre sonra hepsi de umutsuz CD32 projesine aktarılınca Acutiator tasarımı ilerleyemedi.
CDTV'nin gelişmiş veliahtı CD32, 1993'te çıktığında piyasadaki ilk 32-bit oyun makinesiydi ve üstün grafikli CD oyunlarını çalıştırabiliyordu.(İçindeki dahiyane Amiga 1200, HAM8 modu ve 3D hızlandırıcı Akiko çipi sayesinde) Hatta ek bir modülle MPEG-1 formatındaki CD filmlerini bile gösterebiliyordu. Rakipleri SegaCD (Avrupa'da MegaCD) ve 3DO ile karşılaştırılınca üstünlüğü tescil edilmesine rağmen CD32'nin kısmeti bağlıydı. Makineye çıkan oyunların çoğu Amiga 1200 oyunlarının direk CD'ye atılmasından ibaretti. CD32 üzerinde müthiş bir oyun eksikliği sıkıntısı çekilirken Commodore hala "Biz bir donanım şirketiyiz, yazılım şirketi değil," lafını tekrarlayıp duruyordu. Grafik yönünden en etkileyici CD32 oyunu olan Lost Eden bile bitirilmesine rağmen satamamasından korkulduğu için piyasaya çıkarılamadı. Neticede bahtsız CD32 belli bir satış rakamına ulaştı, ama bu Commodore'un mali sorunlarını çözmek için kesinlikle yeterli olmadı. PC ve Macintosh piyasaları üzerinde yoğunlaşması gerektiği apaçık ortada olan şirket, ciddi bilgisayar pazarından çekindiğinden midir nedir, oyun piyasasının hap-yap-para-kap büyüsüne kapılmış ve sonuçsuz bir maceraya sürüklenmişti. Eğer şansları varken A1200'e standart olarak CD-ROM sürücü ekleselerdi çok daha büyük bir başarı elde ederlerdi. Ne var ki artık Commodore'un mali dengeleri çökme sinyalleri veriyordu. CD32 için kurnaz bir pazarlama stratejisi geliştirselerdi bile kısıtlı kaynakları ile planlarını gerçekleştiremezlerdi.
TOST MAKINESI AMIGALAR
Batışın ortasındaki parlayan nokta Amiga'ydı. Avrupa'da A1200'ün hala çok popüler olmasının yanında, Amerika'da, gelişmiş video olanakları sayesinde NewTek'in multimedya paketi Video Toaster için en ideal bilgisayar olan A4000, Toaster'la birleşince film ve televizyon stüdyolarının en çok aranan aletlerinden biri oluveriyordu. Fakat bu özel tutunma noktası bile hastalıktan boğulma noktasına gelen şirket için yeterli değildi. Amiga'ya karşı sistematik bir biçimde biriken önyargı öyle faşist noktalara gelmişti ki, NewTek, Toaster sistemlerini satabilmek için Amiga etiketlerini kapatıyor, müşterilerine "Hayır, nerden çıkarıyorsunuz, bu bir Amiga değil, bu bir Toaster," diye yalan söylemek zorunda kalıyordu. Kurtulma umudu yok denecek kadar azdı.
Commodore'un piyasaya sürdüğü son makine olan A4000T ise, A4000'de eksik olan çoğu özelliği tamamlamış gibiydi. Tower'da SCSI ile tonlarca genişleme yuvası bulunmasına rağmen Flicker Fixer'ın yokluğu yine hissedildi.
KACINILMAZ COKUS
1993 yılı sonunda Commodore 357 milyon dolar zarara uğramış ve pazar payı %1.7'ye gerilemişti. Amiga halen çok popüler bir aletti ama doların düşüsü, Amiga monitör, printer, vs.'lerinin fazla satmaması ve en nihayet Mehdi Ali'nin akıl almaz hataları şirkete dehşet verici mali hasarlara patlamıştı. 1994 Mart ayında Commodore, iflasla sonuçlanabilecek kadar kötü bir mali çıkmaz içinde olduğunu resmen ilan etti. Hisseleri 0.75 dolara kadar gerileyince New York borsası Commodore hisselerini işlemeyi durdurdu. Nisan'ın ortasına kadar kapılarını açık tutmaya çabalayan Commodore, A1200, A4000 ve CD32 üretmeye devam ediyor, mühendisleri ise canhıraş AAA chipsetini geliştirmeye devam ediyorlardı. İki tane AAA anakartı ortaya çıkmıştı; bunlar %94 işlevsel oldukları halde hataları düzeltmek için daha birkaç ay gerekliydi.
Sonunda Mehdi Ali'nin ağırlığı altında çöken şirkette üretim durdu, Filipinler'deki ve iskoçya'daki fabrikalar kapandı, toplu işten çıkarmalar oldu.
Eski Commodore International'ın gösterişli görkeminden artık eser yoktu. Pennsylvania eyaletinin Westchester bölgesindeki 54300 metrekarelik facility'si içinde sadece 22 çalışan kalmıştı. Daha 1992'de bu merkez tam 1500 görevliye ev sahipliği yapmıştı. Artık Westchester'da kalanların da herhangi bir alet inşa etmeleri için gerekli olan para kaynağını bulmaları olanaksızdı. AAA nerdeyse transistör transistör ilerliyordu.
Ve en nihayet 26 Nisan'da mühendislik kapandı. Vadesi dolan borçlarını ödeyemeyen Commodore International 29 Nisan 1994 Cuma günü saat 16:10'da iflas için başvurdu.
Westchester'daki elemanların çoğu iflası sonraki gün işe geldiklerinde öğrendiler.
Mühendislerinin yarıdan fazlasını işten çıkartmış olan kıstırılmış şirket Mayıs ayında kapılarını sonsuza dek kapadı.
Dedikoduların ayyuka çıktığı Haziran ayı boyunca eski Commodore elemanlarının çoğu başka bilgisayar şirketlerine geçtiler.
Aynı ayın 20'sinde Amiga'nın yaratıcısı Jay Miner kalp yetmezliğinden yaşama veda etti.
Mehdi Ali hala yaşıyor ve çok zengin.
Kapanışından sonraki aylarda Commodore'un satılması için görüşmelere başlandı. Mehdi Ali ile Irving Gould'un başkanlığında kayıt tutma ve muhasebe o kadar savsaklanmıştı ki, Commodore'un el değiştirme işlemleri rezalet denebilecek kadar ağır bir hızda ilerliyordu. Bu yüzden Amiga'nın en kritik ayları boşa heba edildi ve binlerce insan umutlarını kaybedip başka platformlara geçti. Satışın en son anında politik bir karar yüzünden dünya devi Dell yerine Escom üzerinde karar kılınması da o zamanki üst düzey görevlilerin ne kadar öngörüşşüz ve beceriksiz olduğunu gözler önüne sermektedir aslında.
Uğraş dolu on yıla yayılan bütün bu badirelerin en acı yanı, Amiga'nın, dünya bilgisayar piyasasının büyük bir çoğunluğuna egemen olma şansını göz göre göre elinden kaçırmış olmasıdır. Commodore'un Amiga'yı bile bile ezmesi sonucunda tarih, Amiga'nın tamamen aleyhine gelişti ve dünyanın en ilham veren bilgisayarı bir günden öbür güne yaşam savaşı verir duruma geldi. Kısacası, Commodore battı, güzel yönleriyle çirkin yönleriyle bir dönem kapandı, ama olan Amiga'ya oldu. İnsan düşünüyor, acaba eski günlere geri dönülüp Commodore'un aptalca hataları düzeltilebilseydi, tarih tamamen değişik bir şekilde gelişebilir miydi diye... Acaba Amiga, bilinçli bir şekilde körüklenen erozyona karşı koyabilir, dünya bilgisayar piyasasında hakettiği yere ulaşabilir miydi? Yüreğimiz yanarak görüyoruz ki, şu anda piyasa liderliğini saygımızı kesinlikle haketmeyen devasa şirketler ile ürettikleri yüzmilyonlarca zevksiz bilgisayar işgal ediyorsa, bu tamamen Commodore yönetiminin isteksizliği, boşvermişliği ve basiretsizliği sonucudur. Kaçırılan altın fırsatların örnekleri ise saymakla bitmez.
AMA MARTY, BEN SENI GELECEGE GONDERMISTIM..!
1993 yılında bir Amiga fuarında John Dilulu adında abuk subuk laflar eden bir adam çevredeki Amigacılar'ın dikkatini çekmişti. Fuarda iki tane Amiga yetkili satıcısıyla konuşuyor ve onlara Amiga'dan nefret ettiğini, Amiga'nın fuzuli bir alet olduğunu düşündüğünü söylüyordu. "Diyemez mi yani, tamam Amiga fuarında Amiga'yı aşağılaması garip ama, herkesin düşündüğünü söylemeye hakkı var," diyebilirsiniz. E söyleyebilir tabi; yalnız küçük bir sorun var.
John Dilulu Commodore'un pazarlama kolunun başıydı. Orda dikilmiş, beklenmedik derecede popüler olan A1200'leri Commodore'un artık üretmeyeceğini, çünkü zaten Amiga'nın dandik bir alet olduğunu söylüyordu.
Bu lafı hangi cebinize koyabilirsiniz?
Şimdi, satmak için maaş aldığı ürünü yerden yere vuran böyle yüksek kıdemli bir görevlinin özür dileyip istifasını sunmasını beklersiniz değil mi? Öyle olmadı.
Dilulu, Geoff Stilley'nin istifasından sonra Commodore USA'nın başkanlığına terfi ettirildi.
Commodore'un iflasından sonra ise PC için video donanımları sattığı bir işe girdi. Tahmin ediyorum ki hayatından memnundur.
İşte Commodore'un perde arkasında sakladığı ikinci yüzü ve yönetimin Amiga'ya bakışı budur. Alın istediğiniz yorumu yapın.
Star Trek IV'ü izleyenleriniz hatırlar. Kaptan Kirk ve tayfası bir Klingon gemisine binip 1980'lerin Dünya'sına geliyorlar ve kılık değiştirerek halkın arasına karışıyorlardı. Amaçları bir balina bulup geleceğe götürmek ve Dünya'yı ne idüğü belirsiz bir uzay yaratığı tarafından mahvedilmekten kurtarmaktı. Filmin bir sahnesinde bir araştırma-geliştirme kompleksi içinde gezen müfettiş kılığındaki mühendis Scotty, kendini izleyen adama aklındaki formülü göstermek için bir Macintosh'un başına oturuyordu. 1980'lerin bilgisayarı tabi, ne anlasın bizim Scotty Macintosh'tan? "Computer," diyor, cevap gelmiyor, bir daha "Computer!" diyor, yine cevap yok... Yanındaki adam uyarıyor, "Bakın efendim, şu sağdaki mouse'u kullanacaksınız," diye. Scotty de gariban, mouse'u eline alıp ağzına tutuyor ve "Computer," diye seslenmeye devam ediyor. Hay Allah, Macintosh Nuh diyor peygamber demiyor. Sonunda adam mouse'u doğru düzgün hareket ettirmeyi gösteriyor da ondan sonra Scotty formülü anlatabiliyor. Her neyse, Apple Macintosh'un o film sayesinde Trekseverler arasında nasıl sükse yaptığını anlatmama gerek yok sanırım. İşin acı yanı şu: Star Trek IV'ü çevirenler, ilk önce Commodore'a başvurmuşlar ve yeni filmde kullanmak üzere bir bilgisayar ile iki programcı göndermelerini rica etmişler. Commodore bunun ne işe yarayacağını görememiş ve isteği topyekün reddetmiş. Filmin teknik elemanları sonra Apple'a başvurmuş ve tabi ki Apple, tarifedeki ilk uçağa bir Macintosh ile iki programcı yerleştirip göndermiş.Buyrun bakalım.
Digital, 1991'de ilk Alpha işlemcisinin prototipini hazırladıktan sonra bu yeni doğmuş CPU üzerinde çalışacak bir işletim sistemi aramaya koyuldu. İşlerine yarayabilecek yegane işletim sistemini sonunda buldular: 32-bit'te gerçek multi-tasking kotaran AmigaOS. Digital labaratuarlarında bazı testler yapıldı ve söylentilere göre AmigaOS'un bazı küçük parçaları taşındı. Sonra ne olduysa oldu, Commodore yönetimi lisans anlaşmasını feshetti. Çaresiz kalan Digital gidip eski mainframe OS'larından VMS'i Alpha'ya taşıdı. Sonraları da bilindiği gibi Alpha için Windoze NT ve Digital UNIX çıktı ve özellikle Windows NT, kullanıcı tabanını Alpha'lar sayesinde genişletti.
Sonraları, 1993'te Commodore mühendisleri 680x0 serisinin ötesinde yeni mimariler üzerinde fikir yürütmeye başladılar. Hewlett- Packard'ın PA-RISC ve Digital'ın Alpha çipleriyle ilgileniyorlardı. Özellikle PA-RISC, 680x0 uyumluluğu yeterli olduğu için daha fazla dikkatlerini çekmişti. Ama karar vermeden önce Commodore'un yazılım grubu (güvenilir söylentilere göre) AmigaOS'un deneme versiyonunu Alpha'ya taşıma çalışmalarında bayağı yol katetmişti.
Eğer Commodore, Alpha ile başlattığı bu ilişkilerinin herhangi birini ilerletseydi şu an dünyadaki ikinci büyük RISC bazlı masaüstü bilgisayar üreticisi olurdu - Apple'dan hemen sonra. Commodore ile Apple birlikte bilgisayar endüstrisinin % 15-20'sine hükmedebilirlerdi. Ve 29 Nisan 1994 çok daha farklı geçerdi.
Bu tür dedikodulara inanıyorsanız diyebilirsiniz ki şu anda dünyanın bir köşesinde Kickstart library'lerinin birkaçının Alpha versiyonlarını içeren bir kaynak kodu yığını bulunuyor. Efsanevi "Tamamlanmamış Commodore Sistemleri" lahitinde Alpha Kickstart(1993)'ın yanında AAA prototipleri (1994), Acutiator tasarımı (1992), A3000+ DSP programı (1991), AmigaOS'un tek bellek-korumalı sürümü (1983), hiç piyasaya çıkmayan 1024x768 monokrom Commodore UNIX makineleri (1984), Kickstart 1.4 (1990), Bill Sydnes "projeleri" (A1000+, A1000jr, CDTV varyasyonları - 1991), PA-RISC araştırmaları (1994), 1995'te çıkması planlanan CD64 için 3D çipset hazırlıkları (1994) ve bunun gibi birçok ölü Commodore atılımı raflarda tozlanıyor olabilir. Bu lahitin yerini kimse bilmiyor, ve işin garibi şimdiye kadar Amiga yetkililerinin hiçbirinden (Dave Haynie'nin Commodore'un kapanışı sırasında yürüttüğü DSP kartı dışında) yarım kalan projeler hakkında tek bir söz duymadık.
Escom'un batışıyla Commodore adı projeleriyle birlikte tarihten sonsuza dek silindi, ama yine de her zaman üzerimize bir Commodore gölgesi düştüğünü hissedeceğiz herhalde. Commodore'un iflasından hemen sonraki aylarda Amiga fiyatlarının %50 artması, dünyaya Amiga'nın bir ayrıcalığı olduğunu ve misyonunu tamamlamadan önce daha yıllarca yol alacağını göstermiştir sanırım. 1997 yazı itibariyle Gateway 2000'in hükümranlığı ile güvence altına giren Amiga, on iki yıldır süren destanı daha çok devam ettirecek gibi görünüyor. Fakat Amiga'nın geleceğinin nasıl olacağını anlamak istiyorsak, bizi buraya getiren tarihi de her yönüyle kavramamız ve işlenen hataları tekrardan uzak durmamız gerekiyor. Neyse ki Amiga Inc.'in Alman başkanı Petro Tyschtschenko, Commodore'un derin yönetim ve pazarlama hastalıklarını tanıdığını ve bunları kesinlikle tekrar etmeyeğini belirtti.
Evet, Amiga hala hastalıklı, ama doktorun iyileştirme sözü var. Bize kalan ise, makinelerimizi sistematik bir biçimde terfi ettirmek ve bekleyip ne olacağını görmek.
Son olarak; Commodore'un trajedik batışını anlatan duygusal film "The Deathbed Vigil" hakkında Amazing Computing dergisinden Merill Callaway'in söylediklerini (tercüme etmeden) aktarıyorum.
"...documents a sometimes humorous, sometimes malicious struggle for individual and collective sanity among extremely talented people whose every creative idea was somehow misdirected or squelched by a crew of clueless managers and corporate philistines. These are our heros, who created not just a computer, but a passion, a whole outlook on life."
dayım almış zamanında şimdi ben kullanıorm
zamanında azmı oynamıştım...Bi oyun için 20dk beklerdim her sefer
programlama kitaplarıda vardı,bi kaç ufak şey yazıp oyunları fln kendim yapıordum bazen 

![[Image: dikkatli20ol20basinada2ke9.gif]](http://img151.imageshack.us/img151/75/dikkatli20ol20basinada2ke9.gif)