02-09-2008, 01:33 AM
Bir gün üniversitede sınavdan önceki son tarih dersine hoca girer. Hoca sınıfa derse her zaman getirdiği kalın "Osmanlı Tarihi" kitabını da getirmiştir. Sınıfta ise 47 öğrenci bulunmaktadır, kimisi hocayı pür dikkat dinleyip "acaba sınav hakkında bir tiyo alabilir miyim" diye beklerken kimisi hocayı görmemezlikten gelerek cep telefonunda sevgilisiyle konuşmaktadır. 1-2 dakikalık bir sürenin ardından artık derse hocanın girdiğini fark edemeyenler de susmuştur ve istemeseler de bu dönem başından beri sevmedikleri, tarih adına hiç bir şey bilmediğini söyledikleri hocaya dönmüşlerdir yüzlerini. Aslında hoca ellili yaşlarda, öğrenciye değer veren ve oldukça da iyi niyetli bir insandır. Bazı öğrencilerinin bugünkü davranışlarına alınan ve bir o kadar da sinirlenen hoca konuşmaya başlar:
- Evet, 3 gün sonraki sınavınızdan bahsedeyim biraz...Elimde tuttuğum kitapla tanışmayan arkadaşlar için bu sınav bir davetiye niteliğinde olacak. Ve tanışanlar için ise sadece bir fincan kahve...
Sınıftaki bütün öğrenciler sevinir bu lafı duyunca. Hoca devam eder;
-Kitabınızın kaç sayfa olduğunu bilen var mı?....Evet...yaklaşık 500 sayfa...sınavda ilk 300 sayfadan sorumlu olacaksınız ve sınavda 100 puanlık tek soru olacak...
Sınıf bir anda karışır ve öğrenciler anlamamış gözlerle birbirlerine bakarlar. Dersi veya hocayı sevmeyenler çoktan hararetlenmeye başlamıştır...Hoca ise onları izlemektedir.
En sonunda dersle alakası olmayan, gayet süslü bir kız öğrenci kalkar sinirlice ve bağırır:
-Ama hocam bu bir pire için yorganı yakmaya benziyor! der.
Sınıfta herkes hocanın vereceği cevabı beklemektedir çünkü hoca duruşunu bile bozmamıştır kız öğrenciden duydukları üzerine.Öğrenciler aralarında şöyle fısıldaşırlar:
-Hoca ne cevap verecek biliyor musun? Yorganı yakın diyecek...
Hoca ise kız öğrencinin söylediğine önceden hazırlanmış gibi cevabı ağzının namlusuna koymuştur:
- Pireyi bulun o zaman...Üzerinize bile örtmediğiniz 300 yorganın hangi birini bulupta yakacaksınız?...
- Evet, 3 gün sonraki sınavınızdan bahsedeyim biraz...Elimde tuttuğum kitapla tanışmayan arkadaşlar için bu sınav bir davetiye niteliğinde olacak. Ve tanışanlar için ise sadece bir fincan kahve...
Sınıftaki bütün öğrenciler sevinir bu lafı duyunca. Hoca devam eder;
-Kitabınızın kaç sayfa olduğunu bilen var mı?....Evet...yaklaşık 500 sayfa...sınavda ilk 300 sayfadan sorumlu olacaksınız ve sınavda 100 puanlık tek soru olacak...
Sınıf bir anda karışır ve öğrenciler anlamamış gözlerle birbirlerine bakarlar. Dersi veya hocayı sevmeyenler çoktan hararetlenmeye başlamıştır...Hoca ise onları izlemektedir.
En sonunda dersle alakası olmayan, gayet süslü bir kız öğrenci kalkar sinirlice ve bağırır:
-Ama hocam bu bir pire için yorganı yakmaya benziyor! der.
Sınıfta herkes hocanın vereceği cevabı beklemektedir çünkü hoca duruşunu bile bozmamıştır kız öğrenciden duydukları üzerine.Öğrenciler aralarında şöyle fısıldaşırlar:
-Hoca ne cevap verecek biliyor musun? Yorganı yakın diyecek...
Hoca ise kız öğrencinin söylediğine önceden hazırlanmış gibi cevabı ağzının namlusuna koymuştur:
- Pireyi bulun o zaman...Üzerinize bile örtmediğiniz 300 yorganın hangi birini bulupta yakacaksınız?...


